NEUROFEEDBACK Seansları Nasıl yapılıyor

NEUROFEEDBACK İLE BEYİN DALGALARINIZI DEĞİŞTİRİN

Neurofeedback Nedir?

Neurofeedback (nörofidbek, EEG biofeedback, neurotherapy, nöroterapi) beyin dalgalarını değiştirmeye dayanan dijital teknoloji temelli nispeten yeni bir eğitim/mental egzersiz yöntemidir. Nöronlar arası iletişim elektro-kimyasal süreçler aracılığı ile olur. Beynin elektrik aktivitesi ürettiği uzun zamandır biliniyor. Nitekim klasik EEG’de bu, teşhis için kullanılıyor. Yeni olan, dijital teknoloji sayesinde beyin dalgalarının mental performansın arttırılması için kullanılması.

Kişi farkında olmadığı vücud fonksiyonları hakkında bilgilendirilirse bunları kontrol edebilir ve hatta değiştirebilir. Örneğin geri bildirim sağlayan cihazların yardımı ile kişi daha önce kontrol edemediği el ısısını arttırıp azaltmayı kolayca öğrenebilir(Biofeedback). Aynı durum beynin elektrik dalgaları için de geçerli. Eğer kendi beyin dalgalarımızı görebilirsek, hangi dalganın ne zaman artıp ne zaman azaldığını öğrenirsek kendi beynimizi kontrol edebiliriz. Ve tekrar eden seanslarla istendik beyin dalgalarını arttırıp, istenmedik beyin dalgalarını azaltabiliriz. Bu beyin egzersizine neurofeedback deniyor.

Yurtdışında özellikle Amerika’da yaygın kullanım alanı olan bu yöntem, ne yazık ki ülkemizde yeterince tanınmıyor. Bu konuda türkçe kaynak sınırlı. İngilizce bilenler “neurofeedback ya da brain waves” diye internette arama yaptıklarında karşılarına çıkan binlerce sayfadan bilgi edinebilir.

Neurofeedback Hangi Durumlarda Kullanılıyor?

Neurofeedback bilgisayarlı beyin eğitimi dikkat ve konsantrasyon artı relaksasyon için uygulanıyor. Kronik stress, sinirlilik, uyku kalitesinde düşme, unutkanlık vb. varsa bu yöntemden faydalanabilirsiniz

Beyin Dalgaları Neyi Gösterir?

Hızlarına göre beyin dalgaları ve ilişkin oldukları durumlar:
Delta (0-4 Hz) derin uyku
Theta(4-8 Hz) hayal kurma
Alpha(8-12 Hz) relaksasyon
Smr (12-15 Hz) konsantrasyon
Beta1(15-18 Hz) problem çözme
Beta2(18-25 Hz) anksiyete

Beyin dalgaları basitçe böyle formüle edilebilir. Ancak takdir edersiniz ki beynin işlevleri bunlardan ibaret değil, işleyiş bu kadar basit değil. Örneğin theta aynı zamanda hafıza (öğrenilen bilgilerin hıfzedilmesi) ile de ilgili.

Beyin Dalgalarını Değiştirince Ne Olur?

Yapılan araştırmalara göre neurofeedback’te korteks (beyin kabuğu) seviyesinde elektrik aktivitesi değiştirilirken subkortikal yapılarda da değişiklikler oluyor ve beyin daha iyi çalışmaya başlayınca hangi sorun varsa o ortadan kalkıyor. Herhangi bir riski ya da yan etkisi olmayan bu eğitim yönteminde (operant şartlanma) kişi kendi beynini kontrol etmesini öğreniyor.

Seanslar Nasıl Yapılıyor?

Beyin dalgalarını bilgisayar yardımı ile arttırıp azaltıyoruz. Beynin elektrik aktivitesini ölçen özel aparat bilgisayara bağlanır. Saçlı deri üzerine yapıştırılan elektrodlar aracılığı ile kişi kendi beyin dalgalarını bilgisayar ekranında renkli barlar şeklinde sayısal değerleri ile birlikte görür. Özel geliştirilen program ile 30 dakika süre ile kişi hedef beyin dalgasını ihtiyaca göre düşürür veya arttırır. İyi yaptığında puan alır ve melodik bir ton duyar. Böylece kişi hem görsel hem işitsel hem de sayısal olarak bilgilendirilir. Beyin doğrudan optimum çalışmayı öğrenir. Yapılan tekrarlar ile bu öğrenme kalıcı hale gelir. Burada bilgisayar esas olarak ekran görevi görür. Değişikliği yapan ve hedef davranış değişikliğinde başarıyı belirleyen kişinin kendi motivasyonudur. Onun için danışanın işbirliği ve seansların tamamlanması şart. Genelde uygulama haftada 2 toplam 40 seans. Çocuk eğer küçükse doğrudan 30 dakika ekranı takip edemiyorsa psikolog daha fazla müdahil olur. Kafasını fazla hareket ettirmemek şartıyla eğitsel amaçlı oyun oynamasına müsaade edebiliyoruz.

Seansların Sonunda Neler Oluyor?

Okul öncesi çocuklarda: Down Sendromu dahil mental retardasyonda ve hiperaktiflerde kelime kelime konuşan çocuk cümle kurmaya başlıyor, söz dinler komut alır hale geliyor, öfke nöbetleri geçiyor.

Okul çağı çocuklarda: Okulda öğretmenini dinlerken, evde ders çalışırken dikkati dağılmadan derse uzun süre motive/konsantre olabiliyor, huysuzluk/inatçılık/kavgacılık gibi davranış problemleri ortadan kalkıyor.

Yetişkinlerde: Daha adaptiv bir beyine sahip oluyorlar. Bunun manası şu. Aslında bütün beyin dalgaları iyi ve gereklidir. Sorun beynin uygun zamanda uygun beyin dalgası üretememesidir. Yani istirahat halinde Delta-Theta beyin dalgalarına ihtiyaç var. Çalışırken de Smr-Beta dalgalarına ihtiyaç var. Eğer beyin istirahat halinde hızlı Smr-Beta dalgalarını fazla üretiyorsa kişi dinlenme modunda sıkıntı yaşar. Aynı şekilde çalışma halinde yavaş Delta-Theta dalgalarını fazla üretiyorsa konsantre olması gerekirken dağılır. Eğer gözlerini kapadığında yeteri kadar Alpha üretemiyorsa kronik stress yaşıyor demektir.
Doğru durumda doğru beyin dalgalarını üretmeyi öğrenince ve tekrar eden seanslarla bu öğrenme kalıcı hale gelince daha fonksiyonel çalışan bir beyine sahip oluyorsunuz.

Neurofeedback’in farkı ne?

Beynin elektriksel işleyişinde bir bozukluk varsa (overarousal or underarousal) onu düzeltiyoruz (disregulation to self-regulation). Beyniniz sizi kontrol etmesin, siz beyninizi kontrol edin.

QEEG renkli beyin haritası ile beynin tamamı elektriksel olarak nasıl çalışıyor görülebilir.
HEG kızılötesi teknoloji ile sıcaklık ölçülerek beynin kanlanması-oksijenlenmesi arttırılabilir.

DİKKAT! Neurofeedback bir beyin egzersizidir. Burada verilen bilgiler tıbbi teşhis ve tedavi yerine geçmez. Burada verilen bilgiler çeşitli yurtdışı araştırmalarından ve kendi uygulama sonuçlarımızdan derlenmiştir.

Posted in Frekans Teknolojisi ile tedavi | Leave a comment

NeuroFeedBack Zihinsel Geri Dönüşüm… Kısa ve Öz açıklamalarla dinleyebileceğiniz Örnek Frekanslar

DELTA (0.1-3.5 Hz) Uykusuz kalıyorsanız uyku vaktinde dinleyin.

Dağılım: Genellikle geniş yayılmış olabilir, yaygın.
Sübjektif duygu durumları: derin, rüyasız uyku, non-rem uyku, trans hali, bilinçsiz.
İlişkili is ve davranışlar: uyuşukluk, hareketsizlik, dikkatsiz
Fizyolojik ilişki: hareketsiz, hemen harekete geçememe.
Eğitimin etkileri: Arttırılırsa uykuya, trans haline, derin gevşeme durumuna neden olur.

 

 0.9hz 15 DK Delta Frekansını tıklayın indirin
THETA (3.5-7.5 Hz)

Dağılım: genellikle bölgesel, birçok lobu içerebilir, yanal ya da yayılmış olabilir.
Sübjektif duygu durumları: Sezgileri güçlü, yaratıcı, anımsamak, hayal, düş, rüya gibi, değişken düşünceler, uykulu,  birlik, bir olma, açıkgöz
İlişkili is ve davranışlar : Yaratıcı, sezgisel; ayni zamanda dalgınlık ve odaklanamama olabilir.
Fizyolojik ilişki : Zihin/beden entegrasyonu, iyileşme.
Eğitimin etkileri : Arttırılırsa bası bos gezme, trans durumu. Düşürülürse, konsantrasyon artar, dikkat yoğunlaşabilir.


6hz 15 DK Theta Frekansını tıklayın indirin

 7.5hz 30 DK Theta Frekansını tıklayın indirin
ALPHA (8-12 Hz)

Düşük alpha : 8-10 : iç farkındalık, zihin/beden etkileşimi, denge

 9hz 1 Saat Düşük Alfa Frekansını tıklayın indirin

Yüksek alpha : 10-12 : merkezleme, iyileşme, zihin/beden bağlantısı

 11hz 1 Saat Yüksek Alfa Frekansını tıklayın indirin

BETA (12 Hz-30 Hz)

Düşük beta (12-15 Hz), ***SMR***;
frekansla tedavide (beyin frekansları dışarıdan duyulan frekanslarla kontrol altına alınırken) smr dalgası arttırıldığında epilepsi nöbetleri, hiperaktivite ve huzursuzluk hallerinde %60lara varan azalmalar oluşuyor 

Dağılım: yan tarafta ve lobta lokalizedir ( frontal, occipital vb)
Sübjektif duygu durumları : odaklanmış ama rahat, entegre
İlişkili iş ve davranışlar: Dikkat Eksikliği Hastalığına yol açabilir, odaklanmış dikkatte eksiklik.
Fizyolojik ilişki: Hareketle ketlenir, vücudu sınırlandırmak smryi arttırabilir.
Eğitimin Etkileri: SMRyi arttırmak rahat odaklanma sağlar, dikkat gerektiren yetenekler düzeltilebilir.

 13.5hz 1 Saat Düşük Beta Frekansını tıklayın indirin

Orta beta (15-18 Hz)

Dağılım: birçok alan üstünde bölgesel ayrışmıştır. Bir elektrot üstünde odaklanılabilir.
Sübjektif duygu durumları : düşünme, kendinin ve etrafın farkında olma.
İlişkili iş ve davranışlar: zihinsel aktivite
Fizyolojik ilişki: Tetikte, aktif ama huzursuz değil.
Eğitimin Etkileri: zihinsel yeteneği arttırabilir, odak, tetikte olma, zeka

 

 16.5hz 1 Saat Orta Beta Frekansını tıklayın indirin
Yüksek beta (18 Hz üstünde)

Dağılım: Bölgesel ve çok fazla odaklanmıştır.
Sübjektif duygu durumları: tetikte olma, huzursuzluk
İlişkili iş ve davranışlar: Zihinsel aktivite, örn: planlama ve program.
Fizyolojik ilişki: zihin- beden fonksiyonlarının genel aktivasyonu.
Eğitimin Etkileri: Tetikte olmaya neden olur ve huzursuzluk yapar.

 

 13.5hz 1 Saat Yüksek Alfa Frekansını tıklayın indirin

Gama Frekansı (30hz ve üzeri)
Araştırmaları devam ediyor
Şu an bilinenler Beynin entellektüellikte zirve yaptığı çok çalıştığı anlarda yayıldığını gösteriyor ve dinlendiğinde de aynı etkiyi yarattığı belirlenmiş durumda , dikkat dağınıklığı benzeri yan etkileri bulunmakta ama 1 saat dinleyip değişimi kendinizde hissetmenizde bir sakınca bulunmuyor

 40hz 1 Saat Yüksek Alfa Frekansını tıklayın indirin

Posted in Alfa Frekansı ile ilgili Söylenenler, Beta Frekansı ile ilgili Söylenenler, Delta Frekansı ile ilgili Söylenenler, Frekans örnekleri, Frekans Teknolojisi ile tedavi, Frekans Teknolojisi ile Zihin, Zekâ Geliştirme, Kanıt ve Bilgi Deposu, Theta Frekansı ile ilgili Söylenenler | Leave a comment

Foton kuşağı nedir? yaydığı frekanslar…. 2 sarmallı dna dan 12 sarmallıya geçişimiz

Bu açıklamanın Frekanslarla bağlantısını inceleyeceğiz…  

Yüksek enerjili fotonlardan oluşan büyük bir kuşak. 2012 yılında güneş sistemimiz tüm gezegenleri ile birlikte bu kuşağa girdiğinde dünyamızın ozon deliği onarılacak ve tüm yaşam 3. boyuttan 5. boyuta geçecek. İnsanların 2 sarmallı DNA’ları ikişerli olarak biraraya gelip 12 sarmallı bir DNA’ya sahip olacaklar. Bu olay sırasında tüm insanların chakra’ları açılacak ve duyuları ve algılamaları artacak. Herkes birbirinin düşüncesini okuyabilecek. Bu ilk önce kısa süren bir kaosa neden olacak fakat daha sonra herkes bir düşünce birliği halinde bir araya gelerek, önyargının, yalanın ve kötü düşüncelerin olmadığı bir ortama geçilecek. İnsanlar birbirinin auralarını görebilecekler. 12 sarmallı DNA’ya geçiş sonrası insanlarda hiçbir hastalık kalmayacak, hasta olanlar kendilerini ve birbirlerini iyileştirebilecekler. İnsanlar ölümsüz olacaklar. Ölüm olayı ise fiziksel dünya’da kalmaktan vazgeçip başka bir boyuta geçmeye karar verme şeklinde olacak. Yani, dünya’da geri kalanlar (kalmayı seçenler) ölmeye (başka boyut gitmeye) karar verenlerin ortadan bir anda kaybolduğunu görecekler. Fiziksel dünyamızda kalmayı seçen insanların ışık bedenleri olacak ve bu cennete benzeyen ışıklı dünyada çok güzel vakit geçirecekler. Fiziksel olarak 2000 yıl sürecek olan bu olay sonrasında foton kuşağı güneş sistemimizi terkedecek.
Foton kuşağı ilk kez ingiliz astronom Edmund Halley (1656-1742) yılında Pleiades takımyıldızlarını kuşatan gazımsı bir kuşak olarak gözlendi (Halley kuyruklu yıldızını da keşfeden astronom). Fredrick Wilhelm Bessel ise foton kuşağının dönüş hızını keşfetti (herbir yüzyılda 5.5 derece saniye). Jose Comas Sol Pleiades takımyıldızındaki güneş sistemlerini keşfetti. Paul Otto Hesse foton kuşağının kalınlığını saptadı (2000 ışık yılı). Güneş sistemimiz her 25.860 yılda bir Pleiades çevresinde bir tur dönmektedir. Yani, yaklaşık olarak her 12.500 yılda bir güneş sistemimiz bu foton kuşağının içine girer. Güneş sistemimizin foton kuşağının içindeki yolculuğu 2000 sene kadar sürer. Yani, foton kuşağından çıktıktan sonra tekrar foton kuşağına girmek için 10.500 yıl geçmektedir. Bu devrelerin alt devreleri de vardır ama üst devre 206 milyon yıl sürer.
Foton kuşağının kendisinin de aurası var ve ilk aura katmanına (enerji seviyesine) 1962 yılında dünyamız (ve tüm güneş sistemimiz) girmiş durumda. Yani şu anda foton kuşağının düşük enerjili ilk kısmının içinde bulunuyoruz. Dünya’mız ikinci enerji seviyesine ise 1987 yılında girdi. 2012 yılında üçüncü enerji seviyesine girmesi sırasında 110-144 saat (5-6 gün) boyunca karanlıkta kalacağız. Üçüncü enerji seviyesine (foton kuşağının kendisinin bulunduğu esas enerjili kısım) girildiğinde ise karanlık sona erecek ve artık hiç gece olmayacak yeryüzünde. Sırasıyla yazarsak:
1. gün: 21 Aralık 2012′de kör bölgeye giriş, tüm canlıların beden tipinin değişmesi, hiçbir elektrik aygıtının çalışmaması, tam karanlık
2. gün: Atmosfer basıncının düşmesi, herkesin kendisini şişmiş hissetmesi, Güneş’in yeterli ısıtamaması, dünya ikliminin soğuması (buzul çağı soğuğu)
3.-4. gün: Atmosferin şafak vakti gibi sönük bir ışıkla aydınlanması, foton etkisinin başlaması, foton enerjili aygıtların çalışabilir hale geçmesi, yıldızların yeniden gökyüzünde belirmeleri.
5.-6. gün: 24 saatlik gündüz devresine giriş, kör bölgeden çıkıp ana foton kuşağına giriş, tüm canlıların güçlenip zindeleşmeleri, dünya ikliminin ısınması, foton ışınıyla çalışan gemilerin uzayda yolculuk yapmaya başlaması, telepati, telekinezi gibi psişik yeteneklerin ortaya çıkışı (uyanış, süperbilinç).
Kısaca, foton kuşağı dünya’daki tüm yaşam için çok büyük bir faydası olan, yüksek enerjili fotonlardan oluşan devasa bir kemer. Güneş sistemimiz bu kuşağa girdiği zaman tekrar çıkması 2000 sene sürecek. Foton Kuşağı (Manaşik Halka) kendi etrafındaki dönüşünü 25.860 yılda bir tamamlamakta ve güneş sistemimiz her bir 10.500 yılda bir foton kuşağına girmekte. Foton kuşağı torus şeklinde (araba lastiği biçiminde) bir kemer ve bunun kalınlığı (çapı değil, kemerin kalınlığı) 2000 ışık yılı. Önemli bir husus elektrikli hiçbir aygıtın ise foton kuşağına girildikten sonra hiçbir şekilde çalışmaması. 2000 yıl boyunca sürecek olan safhada elektrik enerjisi ile çalışacak araca ihtiyaçta olmayacak zaten. Çünkü süperbilinç halinde olma hali ve foton enerjisi kullanabilecek teknoloji ile elektrik enerjisini kullanmaya ihtiyacımız olmayacak.
Foton kuşağı (Photon Belt) konusunda daha detaylı bilgi için Virginia Essene’nin “Galaktik İnsan” kitabını tavsiye edebiliriz.

Posted in Frekanslarla ilgili Genel Tespit ve Söylentiler | Leave a comment

teta(theta 3.5-7.5 hz) ile DNA onarma tekniği, 12 sarmallı dna aktivasyonu, Foton kuşağında theta frekansı

Bir özet soru olarak

Acaba 2012 de dna tekniği foton kuşağındaki theta frekans yoğunluğu  etkisiyle dnalarımızı 2 sarmallıdan 12 sarmallıya geçirecek.. bunun için foton kuşağının incelenmesi gerekiyor … 

DNA TEKNİĞİ nerden gelmiştir?
1997 senesinde, VIENNA STIBEL’ e ( Minister and Doctor of Religious Science, Psychic,Medical Intuitive and a Naturopath) Var Olan Herşey’in Kaynağından bu teknik gönderilmiş ve Vienna kendini yakalandığı ölümcül lösemi hastalığından bu teknikle iyileştirmiştir. Seminerler düzenlemiş, evreni ve insanları iyileştirmek niyetiyle yüzlerce öğretmen ve uygulucayıcı yetiştirmiştir. Yaratıcı kendisine 16 ders geleceğini bildirmiş, bunun 5 tanesini almış ve uygulayıcılarıyla çalışmalara başlamıştır. İşte bu 5 öğreti dünyayı ve varlıkları değiştirmeye başlamıştır bile.

DNA Aktivasyonu evrimsel sürecimizi uzatmak amacıyla yaplır. Gençlik ve Canlılık kromozomlarının aktif olmasını sağlayarak yaşlanmasını durdurur ve vücudun kendini yenilemesine izin verir. 10 DNA ipliği var olan 2 DNA sarmalına tamamiyle bağlantılıdır. Hastalıklardan, travmalardan ve blokajlardan dolayı oluşmuş düzeltmelerde yapılabilir. Bir DNA Aktivasyonu Teta Şifa seansının bir parçası sayılır.

12 SARMALLI DNA AKTİVASYONLARI

DNA I
Gençlik ve Canlılık Aktivasyonu ( Youth and Vitality Chromosome)

DNA II
Genişleme ve Gençleştirme Aktivasyonu ( DNA Expansion and
Rejuvenation)

12 STRAND DNA ACTİVATİONS-12 SARMALLI DNA AKTİVASYONLARI
İşlem ve sonuçları

DNA Aktivasyonları ( DNA Activations) *Teta Terapisi’nin ( Theta Healing) ilk iki adımıdır. Birinci adım Gençlik ve Canlılık ( Youth and Vitality Chromosome) kromozomunun aktive edilmesidir. İkinci adım ise 12 DNA sarmalının birlikte faaliyet gösterebilmesi için yapılan DNA Büyüme ve Gençleştirme ( DNA Expansion and Rejuvenation) aktivasyonudur.

Çalışma her ne kadar Yaratıcı’nın koşulsuz sevgisiyle yapılsa da önce alıcının aktive eden enerjiyi deneyimlemesini istenir.

Diğer adım ise Teta Şifa seansıdır. Bundan faydalanabilmek için mutlaka DNA Aktivasyonu gerekli değildir. Bu seansa ayrıca tekrar değinilecektir.

*Teta hali çok derin bir gevşeme anıdır. Teta seviyesine derin meditasyon ve hipnoz altındayken de ulaşılır. Bu aynı zamanda uyku dalgalarıdır. Bu durumdayken beyin dalgalarımız saniyede 4 – 7 devir yapar.

12 sarmallı DNA Aktivasyonları sırasında neler olur?
Bu değişimlerimizi hızlandıran ve yüksek benliğimizle daha çok bağlantı kurmamızı sağlayan bir tekniktir. Bu adım artık ihtiyaç duymadığınız enerjilerden arınmanızı sağlar. Etkileri kişiden kişiye değişir.Bunlar gelişme yolunuza ivme kazandıracak değerli adımlardır. Bazı insanlar bedenlerinde pek çok deneyim yaşayabilirler hatta fiziksel ve duygusal salıvermeler gerçekleşebilir. Fiziksel yeteneklerde ani değişimler olabilir. Yaşamlarının şeffaf hale gelmesi sıkça görülen bir etkidir; diğer değişimler daha yavaş olabilir. Herkes kendine hastır ve değişimler zaman içerisinde aktivasyonlar gerçekleştikten sonra meydana çıkar. Bu işlem DNA Aktivasyonları ile başlar ve aylar olmasa bile haftalarca sürer. İşlemin şükran duygusuyla yapılması arzulanır. Böylece şifacının yan etkilerden korunması sağlanabilir.

Bir çok insanın bedeni her iki aktivasyonu da aynı anda kabul etmeye hazırdır. Uygulayıcı Yaratıcı’ya danışarak sizin için en uygun olanı ayırt edebilir. Bazı kişiler ise Gençlik ve Canlılık ( Youth and Vitality Chromosome) kromozomunun aktivasyonunu aldıktan sonra, ikinci aktivasyon olan DNA Büyüme ve Gençleşme (DNA Expansion and Rejuvenation) için günlerce hatta haftalarca bedenin arınmasını bekler. Gereken bu zaman aralığı, o kişinin veya yeteneklerinin bir yansıması değildir. Sadece herkes farklıdır o kadar. Hatta size ikinci aktivasyonu almadan aradan 2 hafta geçmesini tavsiye ederiz. Bu size bedeninizde olacak değişimleri takip etmenize olanak sağlar. Bedeninizde hücresel değişimler geçireceğiniz için vücudunuzdan atılan toksinleri hissedersiniz. Bazı alıcılar aşırı toksin atılımı sırasında kendilerini hasta bile hissederler. Şifacı, Yaratıcı ile kurduğu bağlantıda sizin için en uygun olanını mutlaka bulur.

Her aktive işlemi 10 – 20 dakika alır. Bu zamana ilave olarak uygulayıcı kendisi ve alıcının etrafında koruyucu sper çalışması yapar. Bu prosedür bütün şifa çalışmalarında uygulanır. İki aktivasyonun bir günde verilmesi halinde tüm seans 40 dakika sürer. Eğer alıcı aktivasyonun yanında blokaj ve kalıplardan arınma talebinide ( Teta Şifası) isterse, seans bir saatten fazla sürer. Bu da terapiye başlamadan önce yapılacak ön görüşmede konuşulur. Bütün bu çalışmalar sizin kendi isteğinizle şifacının şahitliği huzurunda Yaratıcı tarafından gerçekleştirilebilir.

İkinci aktivasyon
DNA Büyüme ve Gençleştirme ( DNA Expansion and Rejuvenation)
Bu prosedür de birinci aktivasyonla aynıdır. Sadece verilen emirler ve gözlemler farklıdır. Ana Hücre ( Master Cell) ve onun içerisindeki DNA, 2 sarmal halinde birbirine bir çift olarak bağlıdır ve bunlara ilave olarak hayalet sarmal diyebileceğimiz 10 sarmal daha mevcuttur. Bunların frekansları bizim araçlarımızla ölçülemiyecek kadar yüksektir. Burada gerçekleşen olay bu 10 sarmalın eşleşmesi ve birbirinin etrafında ikiz sarmal haline gelip uçlarından birleşerek birbirine tamamiyle bağlanmasıdır. İşlem yine bedenin tüm hücrelerinde kopyalama emriyle gerçekleşir.
Bu başlangıç noktası gelecekte olacak pek çok yeniliğin ilk adımıdır. Uygulayıcı olan her kişi bu seansı yapabilir. Bu aktivasyonlar bedene inanılmaz güç verir. Uygulama yapılan her kişinin hayatında değişiklikler olmuştur.

Aktivasyonun faydalarından bazıları:
- Kırışıklıklar kaybolur,
- Saçlar canlılık kazanır ve daha fazla çıkar,
- Ön seziler artar,
- Duyma ve görme daha netleşir,
- Kilo stabilize olur,
- Ciltte gerilme olur,
- Tırnaklar daha çabuk uzar,
- Anlama kapasiteniz artar,
- Canınız daha çok sağlıklı yiyecek ister,
- Dost seçerken daha dikkat etmeye başlarsınız,
- Hatırlayamadıklarınız ortaya çıkar ve temizlenir,
- TÜM OLAN ( ALL THAT IS) kavramına çok daha yakın olursunuz,
- Herşeyi daha çabuk ortaya koyar ve gerçekleştirirsiniz.
Alıcının deneyimledikleri…
Uygulayıcı önce ne yapacağını açıklar ve mutlaka sizin izninizi alır. Seans başlamadan önce yine sizden izin alarak bir alıştırma yapar ve sizin KOŞULSUZ SEVGİ enerjisini deneyimlemenizi sağlar. Aktivasyon sırasında ( seans sırasında) alıcı en azından sukunet ve yumuşak bir enerji hisseder. Hafif bir uyku haline veya daha yüksek bir hissiyata ulaşabilir. Yüksek hissiyata zaten ulaşmış olanlar aktivasyonun gerçekleştiğini görebilirler veya değişik frekanslı deneyimler yaşayabilirler.

Seans uygulayıcının ve alıcının karşılıklı oturmasıyla başlar. (Alıcı seans sırasında oturmayı veya sırt üstü yatmayı seçebilir). Alıcı iki elinide uygulayıcının açık olan ellerine koyar. Aktive işlemi sırasında şifacı öğrendiği metodla bilincini Teta dalgalarına getirir ve Teta frekansında olduğu için konuşma olmaz. KOŞULSUZ SEVGİ enerjisiyle bilincin bir bölümü yukarıya yükselir ve tüm işlemi gerçekleştiren Yaratıcı’ya bağlanır. Yaratıcı neye ihtiyacınız olduğunu bilir, şifacı kanallık eder ve işlemin gerçekleşmesini gözlemler. Yaratıcı daima şifacıyla birliktedir ve işi gören O ‘dur. Uygulayıcı ise bu işlemin aracı ve gözlemcisidir.

Aktive işlemi Beyin Epifizi ( Pineal Gland) nin içerisinde bulunan Ana Hücre (Master Cell) de gerçekleşir. Ana Hücrenin içerisinde ise bilimin de bize tanıttığı DNA sarmalları vardır. Bu bizi kontrol eden bilgileri içerir. Bu sarmallar 23 çift olmak üzere 46 adet kromozom içerir. Bu çiftlerden bir tanesi Gençlik ve Canlılık kromozomunu kontrol eder. Yaşlanmayı, dış görünüşümüzü ve yaşlanmayla ilgili tüm veriler buradadır. Bu nedenle bu çalışmada ona Gençlik ve Canlılık kromozomu denilmiştir. Bu açıklama genetik bilime çok değinmeden uygulama ile ilgili basit bir bakış açısıdır.

Gençlik ve Canlılık içeren orijinal mavi kopya ( Blueprint ) yeniden yapılandırılır ve bu tamirat Yaratıcı tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu aktivasyon kalıbının bedenin tüm hücrelerinde kopyalanması emredilir ve böylece eski hücrelerin değişimiyle Ana Hücre’nin kalıp şekilleri tüm hücrelere nakledilmiş olur.

Uygulayıcı iki aktivasyonu da aynı zamanda verecekse, seansa devam edilir. Eğer daha sonra uygulayacaksa, kendini durular ve enerjiyi kırar. Bu alıcının enerjisinin uygulayıcıya ve uygulayıcının enerjisinin alıcıya geçmesini önlemek içindir.

Posted in Frekanslarla ilgili Genel Tespit ve Söylentiler | Leave a comment

Ruslar ve birçok ülke 1. dünya savaşında alfa frekansı ile beyin yıkadı


Beyin yıkama teorilerinin genelde 1950 Kore Savaşında esir alınan Amerikan
askerleri üzerinde denenen uygulamalara atıflar yapılarak temellendirilmeye
çalışıldığı görülür. Beyin yıkama tekniklerinin, ilk önce 1930′lu yıllarda Rus-
ya’da, 1949′da da Çin’de uygulanmış olduğu kabul edilir. Aslında beyin yıka-
ma uygulamasının tarihi çok daha öncelere, söz gelimi 19. yüzyıl Avrupasına
kadar götürebilirP Ancak beyin yıkama teorilerinin ortaya çıkışı yeni dilli
hareketlerin yaygınlaşması ile eş zamanlıdır. ilk kez 1970′li yılların sonunda
ABD’de kurgulanmış ve kullanılnuş, daha sonra Bau Avrupa ülkelerinde de
yaygınlaşmış, ancak zamanla ciddi eleştirilere uğramışur.18
Anlaşılan beyin
yıkamanın insanlann din1inançlannı değiştirerek yeni bir din harekete girmelerini açıklamada bir model olarak kullanılması, derin tartışmalarm yaşandığı
bir geri plana sahiptir. Bu bakımdan teorilerin tm
süreçte ne zaman ve
hangi faktörlerin etkisinde ortaya çıktığı, günümüze gelinceye kadar nasıl bir
gelişim sürecinden geçtiği ile ilgili materyallerin ortaya konması büyük bir
önem arz etmektedir.
Beyin yıkama ile ilgili tartışmalarda atıf yapılan eserler arasında Edward
Hunter tarafından yazılan ve 1951 yılında yayınlanan Brainwıs~ inRed 0Jina
adlı kitap kronolojik olarak bir önceliğe sahiptir. Gerek bu eser ve gerekse
savaşın bitmesinden sonra Kore’ye giden ve cezaevlerindeki savaş suçlulan
üzerinde araştırmalar yapan psikolog ve psikiyatr grubu içinde yer alan Dr.
Edgar H Schein’in Oxm:iıe Persuasion ve Robert J. Lifton’un ~t
Reform
ard ThePsyhdagy ifYooılism A Study if Brainwıs~ in 0Jina adlı eserleri beyin
yıkama konusunda ilk dönem klasik çalışmalar olarak kabul edilir. Beyin yı-
kamayı beyin değiştirmeye benzeten Hunter’ın eserinde, Çin komünistleri
tarafından geliştirilen ve kurbanlarm zihinsel bakış açısını değiştiren çok sinsi
bir güce sahip bir manipülasyon süreci olan yeni bir telkin yönteminden söz
edilirken, Schein ve Lifton’ın eserleri ise güç ve şiddet kullanmaya dayalı fizi-
k! ikna yöntemleri üzerinde durmaktadır.

Posted in Alfa Frekansı ile ilgili Söylenenler | Leave a comment

14 yaşına kadar ” alfa ” frekansındayız


Beynimiz uyanıkken betada titreşiyor. Beta 14-30 Hz arası frekansları alıyor. Betanın altı alfa. Alfa uykuya doğru gittiğimiz, hayal kurduğumuz yer. Biz 14 yaşına kadar alfa frekansındayız. Sıradan insanlar alfaya indiklerinde uyur, sıradan olmayan başarılı, zihnini kontrol edebilen insanlar ise alfaya iner dinlenir, durur, zihinlerini düşünce akışlarını izlerler. Biraz daha aşağısı teta en altta ise delta vardır. 0-2 yaş arası herkes deltadadır. Bilim adamları delta hakkında henüz tam bilgiye sahip değiller. Tek bildiğimiz, derin dinlendiğimiz, bedenimizin protein ürettiği yerin burası olduğu.

Posted in Alfa Frekansı ile ilgili Söylenenler | Leave a comment

Astral Seyahatle başkasının rüyasına girme.. (alıntı)

 

Sıyırtıcı iş
Merhaba arkadaşlar.Bu yazımda bir kimsenin rüyasına nasıl gireceğimizi dilimin döndüğünce sizlere anlatmaya çalışacağım.
Dilerseniz konuya girmeden önce sizlere bununla ilgili deneyimimi anlatayım.Sanırım yararlı olacaktır.Geçen günlerde uyumak için yatağıma girdiğimdde yakın bir arkadasımın rüyasına girmek istedim ve denedim.Her gece bu tür alıştırmalar yaparım zaten.Uyandığımda telefonuma gelen mesaj ise beni bir hayli şaşırtmış ve sevindirmişti.Aynen şöyle yazıyordu. “aaaa sana ne anlatcam rüyamda seni gördüm astral ben değil sen yapıyordun”
Şimdi uyurken beynin nasıl işlediğine kısa ve hafif bir teknik bakış atalım.Uyurken beyin alfa dalgası yayınlar.Alfada frekans aralığı 7-14 cps’dir.Genellikle,gündüzdüşleri ve hemen hemen tüm hipnoz bu aralıkta meydana gelir.Meditasyon, kimi zaman tetaya kaysa da,büyük ölçüde bu aralıktadır.Psişik deneyim de kimi zaman alfada yer alır.Uyurken beyniniz otomatik olarak beta aralığından alfa aralığına kayar ve arada bir teta yada deltaya geçiş yapar,ama uykunuzun büyük kısmı alfa aralığındadır.Alfada bilinçdışı zihniniz telkinleri almaya hazırdır.
Evet uyku sırasında beynin alfada olduğunu ve dışarıdan telkin ve etkileri almaya hazır olduğunu anımsadık.İşte biz bunu kullanacağız.Öncelikle rüyasına girmek istediğiniz kişiyi belirleyin.Tahminim seçtiğiniz kişiyle aranızda bir telepatik bağ olması işinizi daha da kolaylaştıracaktır.Daha sonra o kişinin uykuda olacağı bir saat seçin.Eğer uykuda olmayacaksa bunu yaptığınız zaman bir işe yaramayacaktır yani belki aklına düşersiniz ama rüyasına giremezsiniz en azından.
Şimdi rahat olabileceğiniz bir konumda durun.İsterseniz uzanabilir isterseniz oturabilirsiniz.Rahat olun yeter.Önce bedeninizi olabildiğince gevşetin.Bunun için gevşeme egzersizlerinden dilediğinizi yapabilirsiniz.Daha sonra zihninizi rahatlatmanız gerek.Zihninizde hiçbirşey olmamalıdır.Hiçbirşey sizi kaygılandırıp düşündürmemelidir.Hiçbirşey düşünmeyin.Zihniniz tamamen boş olsun.Bunun için ister kendi yönteminizi isterseniz başka bir yöntemi kullanabilirsiniz.Ama kendi yönteminizi kullanmanız her zaman tavsiyemdir.
Bunuda yaptıktan sonra sıra rüyaya girmeye geldi.Önce seçtiğiniz kişinin nerede ve ne yapıyor olduğunu ki bu büyük ihtimal yatağında uyuyor olduğudur imaje edeceksiniz.Daha sonra kendinizi bilincinizle birlikte seçtiğiniz kişinin 3.göz bölgesinden beyninin içine girdiğinizi hayal edin.Orayı yapabildiğiniz kadar resmedin.Mesela beynin içinde kelimeler,rakamlar hatta görüntüler hayal edebilirsiniz.Evet şu anda o kişinin zihnindesiniz.Şimdi bilinçaltının bulunduğu bir bölge hayal edin ve oraya gidin.Biliyorsunuzki rüyalar bilinçaltı temellidir.Evet o bölgeye gittikten sonra elinizden geldiği kadar bilinçaltına orada olduğunuzu yani rüyasında olduğunuzu hissettirin,hissedin.Hatta nasıl görünmek istiyorsanız o şekilde imajlar kullanarak bunu bile gerçekleştirebilirsiniz.Dilerseniz bilinçaltına bağırın ben burdayım diye.Size kalmış.Nasıl istiyorsanız öyle yapın.
Anlatacaklarım bu kadar arkadaşlar.Yalnız şunları unutmayın ben bunu denediğimde yarı uyanık halde olduğumdan tamamını hatırlamıyor yada eksik hatırlıyor olabilir.Eksik veya yanlış gördüğünüz yerleri kendinize göre değiştirebilirsiniz.Ayrıca bir insanın bir gecede fazla sayıda rüya gördüğünüde unutmayın.VE olmadı diye umutsuzluğa kapılmayın.Daha denemek için çok zamanınız var.Yeterki inanın.Örneğin gevşeme egzersizleri yaparken Tanrı’nızdan bunu yapmak istediğinizi belirtecek dua edebilirsiniz.Tüm benliğinizle inanın..
ikinci Bir yöntem İse;
EL HABİR
Esmaül Hüsna’daki 32. isimdir.
Adedi : 812
Yıldızı : Güneş
Anlamı : Herşeyin gizli yanını bilen.
Yorumu : Bu esma, klasik yorumlarda görülebileceği gibi, kişinin istihare denilen
yöntemle bir şeyi kendi rüyasında görmesinden ziyade, başka bir insanın rüyasına girmek için kullanılır. Sert etkili esmalarla birleştirildiği takdirde istenen kimsenin evinde poltegeist olaylara, kabuslara ve uykuda korkmalara sebep olur.
O yüzden Bunu Uygularken Düşünerek Uygulayınız Yani Sonucunu Düşünerek uygulayınız. Ve Esmayı çektikten sonra 7 Kevser okuyup Sevaplarını Peygamber Efendimiz (S.A.V) Hediye Edin.
Diğer yöntemler;
Sevdiğin bir kimsenin rüyasına girmek ve rüyasında iken celb etmek istersen;
Fatiha suresi 3 defa okumadan önce aşağıdaki sözleri 33 defa zikredersen, matlubunu rüyasında iken ona güzel görünüp muhabbetinle celb edersin:
“Akaddu nevme —matlubun ismi(sevdiğiniz kişinin ismi)— ala muhabbeti —kendi isminiz— ve ıshki bi hurmetis suretil Fatiha.”
2. Yöntem
ya habir 812 el alim 155 toplam 962 ve tesbıh şu sekılde çekılmelıyımıs ya habir ül ya alim bu sekılde toplam 962……kere çekilmeli
3.yöntem ;Astral seyahat İle rüyalara girmek
Astral seyahat birinin yanına veya gitmek istenilen biryere ruhen gitmektir. Deneyimsiz yapılması çok tehlikelidir uzun çalışmalar gerektiren bir meditasyon türüdür. Ayrıca korkuyu tamamen kafanızdan sileceksiniz. Yoksa ruhun bedenden ayrıldığı zaman ki halde veyaa astral alem de karsınıza çıkan nesnelerden figürlerden objelerden korkarsanız kordon bağının kopmasıyla veya zedelenmesiyle ölebilirsiniz veya sakat kalabilirsiniz. Tamamen konsantre meselesidir astral seyahet uyku ile uyanıklık arasın da ruhun bedenden ayrılıp farklı yerlere gitmesidir ve böyle bişey doğrudur. Ama her insan yapamaz. Aslın da yapar ama çalışarak çünkü gerçekten sabır ve büyük bir konsantrasyon isteyen bir meditasyondur. Merakınız var ise veya yapmak istiyorsanız netten gereken araştırmayı yapın. Eğer istanbulda oturuyorsanız Taksim İstiklâl’de yerini ve ismini tam hatırlayamıyorum ama o civarda bilinen bir yer bi meditasyın okulu var ve ücretsiz astral seyahet eğitimi veriyorlar ücretsiz. Oradan ilgili bilgileri öğrenip çalışarak yapabilirsiniz.
Enokyan aLFABE İLE RÜYAYA GİRMEK ( İnandırıcı gelmiyor ama yazalım
Forumda Enokyan’ın ne oldugu acıklanmıs.. ama baslıga bakıp da herhangı bır bılgıye sahıp olmayanlar ıcın kısa bır acıklama yapma gereksınımı duyuyorum..
Enokyan kısaca melek dili olarak bilinir.. İbranilerden alındıgı bılınen bu dılın kendısıne ozgu bır alfabesı bulunmaktadır.. Bu alfabenın karakterlerının kutsal melek ve tanrısal ısaretlerı ıcerdıgı soylenır..Alfabe yazıldıgı gıbı okunmaz kendıne ozgu okunusları vardır karakterlerın..
Nette bu konuyla ılgılı dökümanlara bakarken gözüme bir uygulama takıldı.. Ben henüz denemedim fakat denedıgımde sonucun ne oldugunu buraya da yazarım.. Deneyenler uygulamada basarılı olduklarını belırtmısler..
Uygulamadakı amac baska bırının ruyasına gırebılmekmıs… Enokyan alfabesiyle rüyasına girmek istediğiniz kişinin adını yazıp, yazdıgımız bu kagıdı yastıgımız altına koyuyormusuz Enokyan alfabesini de hemen ekleyelim bu arada..

 

Posted in Frekanslarla ilgili Genel Tespit ve Söylentiler, Kanıt ve Bilgi Deposu | Leave a comment

Anne karnında bebeğin etrafındaki koruyucu sıvı ve örtüler dışarıdan gelen sesleri bozar. Buna rağmen Beethoven’in besinci senfonisinin, belirgin şekilde tanımlanabilir bir ses imaji olarak rahme ulaştığı gösterilmiştir.


Beynin işitme sistemi, hamileliğin 26. haftasından itibaren fonksiyon görmeye baslar. Dışarıdan gelen sesler, rahimdeki fetusun kulağına gelemez. Çünkü fetusun etrafını saran koruyucu sıvı ve örtüler dışarıdan gelen sesleri bozar. Buna rağmen Beethoven’in besinci senfonisinin, belirgin şekilde tanımlanabilir bir ses imaji olarak rahme ulaştığı gösterilmiştir. Cenin dış dünyadan kulağına gelen seslere, vücut hareketleri ve kalp atim hızında meydana gelen değişikliklerle cevap vermektedir. Çoğu sesler, embriyonun kalp atımında kısa süreli yavaşlamalara yol açar. Çok gürültülü sesler ise, kalp atımını hızlandırır. Sesler ceninde hareket ortaya çıkarmasının yanında, doğum öncesi öğrenmeye de sebep olur.

Bu öğrenmenin kalitesi klasik müzikle arttırılabilir. Yüksek sesle müzik zararlıdır.. kısık derecede ses seviyesiyle dinleyin ve dinletin.

Frekans düzenini sağlıklı hale getiriyor 

 ”Yaratıcılığı artırıyor, zekayı ve sosyal beceriyi geliştiriyor”

Örnek Kobay röpörtajı :)
Nedir anne karnında müziğin yararları?
Hamilelik süresince çevresel etkenler ve özellikle de annenin içinde bulunduğu duygu durumu bebeği çok etkiliyor. Müzik bebeği rahatlatırken zekasının, sosyal becerilerinin, yaratıcılığının gelişmesini sağlıyor. Belfast Queen Üniversitesi uzmanları 20 haftalık bir ceninin müziği duyabileceğini belirtiyor. Harvard Üniversitesi uzmanları ise doğum öncesi uyarıların bebeğin dil ve müzik becerilerini artırdığını söylüyor. New York Rochester’daki Eastman Müzik Okulu’ndan Prof. Donald Shelter’in araştırmasına göre de anne karnında müzik dinlemiş 2 yaş ve üstü çocukların büyük çoğunluğu tek parmaklarını kullanarak piyanoda nota çalabiliyor. Dinlemeyenler ise piyanoya dan-dun diye vuruyor. Araştırmalarda bu çocukların matematikte daha başarılı olduğu da ispatlanmış. Ayrıca anneyi psikolojik olarak rahatlatıyor, kan dolaşımını rahatlatıyor.

Müziğin nasıl bir özelliği var ki anne karnında bile etkili oluyor?
Önemli olan beynin iki tarafını çalıştırmak. Beynin iki tarafını çalıştırdığımız zaman diğer insanlardan farklı olursunuz. İşte biz bunu anne karnında yapmaya müzikle yapmaya çalışıyoruz.

“Araştırmalara göre ninniler bebeği mutlu etmez, ağlatır”
Neden klasik müzik dinlettiniz?
Bebeği rahatlatıyor. Burada ritim önemli. Annenin kalp atışlarına benzeyen ritmik, melodik müziklerle bebeğin ritim duygusunun geliştirileceği tespit edilmiş.

Hangi müzikler daha etkili?
Fazla gürültülü ve karamsar müzik türleri hariç her türlü müziğin, sinirleri dinlendirdiği ve stres hormonlarını azalttığı biliniyor. Son yapılan araştırmalar ise ninnilerin bebekleri mutlu etmekten çok ağlattığını ortaya koyuyor.

Anne karnında müziğin etkilerini anlattığınızda size inanıyorlar mı?
Bunun kalıtımla ilgili olduğunu düşünenler var. Ama 7 yaşımdaki oğlum Coşan’a anne karnında müzik dinletmedik. Berrak 3 yaşında dört saatlik “Carmen” operasını hiç ses çıkarmadan dinliyordu. Senfoni konserlerine götürdüğüm Coşan ise dinlemiyor. İkisinin de müzik kulağı var ama Berrak’ın artısı var.
Berrak güzel sanatlara yatkın. Edebiyatı çok kuvvetli. Okumayı çok seviyor.

 

Posted in Frekanslarla ilgili Genel Tespit ve Söylentiler | Leave a comment

Örnek 6 hertz Theta ve 7.5 alpha frekansı (Müzik Kulağınızı Geliştirin) ” benim müzik kulağım yok ” diye birşey yok.


Müzik Kulağı Algı gücünüz ve beyin frekanslarınızın düzen durumu ile ilgilidir

Beyniniz sürekli farklı frekanslarla karışıyorsa müziği algılayıp doğru sesi vermeniz imkâmsızdır  Theta ve alpha frekansları ile zihninizi 1-2 haftada tam anlamıyla düzenli frekans üretebilecek seviyeye getirebilirsiniz zihin frekansları düzene girdiğinde  beyin (müzik kulağı) algıladığı sesi üretirken de hata yapma riski azalır ve bir süre sonra hatalar yok seviyesine iner.

Çünkü algı kanalındaki karışık trafik düzene girer…  Düzenli trafikte kaza olmaz.


6hz 15 DK Theta Frekansını tıklayın indirin
Theta ve Alfa frekanslarını dinlemek Dikkat toplama, odaklanma, uyku hali ile uyanıklık arasında bezgin kalma hallerinden kurtulmanıza aracı olur 15 dk theta dinledikten sonra  30 dk 6 hz Theta dinledikten sonra  2 saat yada gün boyu  7.5 HZ Alfa frekansı dinleyin, iş yaparken kitap okurken rahatlamanızı , kolay odaklanmanıza yardımcı olacaktır

 

7.5hz 30 DK TAlpha Frekansını tıklayın indirin

Posted in Alfa Frekansı, Frekans Teknolojisi ile Zihin, Zekâ Geliştirme, Theta Frekansı | Leave a comment

RQ TESTİ YARARLI OLABİLİR Mİ?


Akılcılığı ölçen geçerli bir RQ testinin varsayımsal olarak yararlı olacağını belirten Bruine de Bruin, “Bu test özellikle iş hayatında yarar sağlar” diyor. Kahneman ise IQ testlerinin beynin gücünü ölçtüğü için akademik seçimlerde daha yararlı olacağına inanıyor. Ancak aynı Kahneman, “RQ testleri, iş hayatında yöneticilerin ve içgüdüsel dürtülerini kontrol etme becerisine sahip liderlerin seçiminde daha yararlı” diyor.

Ancak IQ testlerinden farklı olarak RQ testlerinden yüksek puan almak isteyen kişilerin eğitilmesi mümkün. “Bu testler insanların sahip oldukları kapasitenin ne kadarını kullanmaya eğilimli olduklarını ölçer” diye konuşan Evans, “İnsanları dürtülerini kontrol altında tutma doğrultusunda eğitebilirsiniz. Aynı insanların normal eğilimleri olmasa da, RQ testinden yüksek puan almaları için mantıklı olmaları yönünde şekillendirebilirsiniz” diyor.

Michigan Üniversitesi’nden Richard Nisbett, yarım saatlik bir eğitim ile insanların günlük işlerde akılcı düşünce yeteneklerinin bir ölçüde geliştirilebileceğine dikkat çekiyor. Nisbett’e göre “Bunun için resmi bir eğitime gerek de yok. Kendi kendimize öğreneceğimiz çok sayıda kısa yol var.”

Posted in Frekanslarla ilgili Genel Tespit ve Söylentiler | Leave a comment